RapKoLiK
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sanat sokakta meydan okuyor, ‘ben varım’ diyor

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 26/09/09

MesajKonu: Sanat sokakta meydan okuyor, ‘ben varım’ diyor   C.tesi Eyl. 26, 2009 7:23 pm

Hip Hop kültürünün bir parçası olan rap bizde biraz geç popüler oldu. Özünde başkaldırı ve eleştiri olan sokak sanatı ve bunun görsel ve müzikal türlerinin şehir sosyolojiyle eklemlenişini sosyolog Prof. Dr. Ali Akay yazdı.

ALİ AKAY*

SANAYİSİZLEŞME ve post-endüstriyel toplum modeliyle birlikte 1970 krizinin de etkisiyle, 1980’lerde ABD’de Detroit şehri Ford araba fabrikasının araba üretimini durdurması ve Batı toplumlarının bazı şehirlerinin merkezden çıkıp çevre haline gelmesiyle başlayan bir fenomen var: ABD kaynaklı bir hip hop kültürü.

Bu aynı zamanda sokak sanatının (street art) da postmodern başlangıcıdır.

Hip hop ve tag aynı zamana ait hareketler olarak postmodern dünyanın sokak sanatının yeni hallerini oluşturmuşlardır. Daha o zamanlar, 1970’li yıllarda, grafiti bir yandan Keith Harring diğer yandan Jean-Michel Basquiat ile ana akımın, ‘bad painting’in içinde yer aldılar, hatta bu akımı oluşturdular (ikisinin de Andy Warhol ile ilişkisi ilginç bir yakınlaşma göstermekte: Warhol TV ve sokak aynı uzak-yakınlaşması bunları aynı plana taşımakta: Disco’dan Hip Hop’a).

Yeraltı kültürü

1980’li yıllarda grafitiler isimleri göstermekteydiler, halbuki ‘street art’ yapanlar imaj göstermeye başladılar. Hip Hop ve imaj yan yana şehir sanatı oldular. 1970’lerde, tag (imza) New York metrolarındaki kim olduğu bilinmeyenlerin etiketlerini taşımaktaydı. Bunlar gittikçe daha sıkı ve daha kuvvetli imzalar haline geldiler: yeraltı kültürü.

Nasıl on dokuzuncu yüzyıl sonunda sosyoloji şehir hayatına doğru eğilmeye başladı ve özellikle ABD’de Chicago Okulu içinde Park gibi sosyologlar modernliği şehir sosyolojisi olarak çalışmalarına kattılar, ‘sreet art’ da imajları şehir sanatı içinde göstermeye başladı. Bu tip postmodern sanatsal durum içinde, Zuman Kojito gibi isimler Paris sokaklarında politik sloganlar yazamaya başladılar: ‘Ben varım’, ‘Ben direniyorum’, ‘Ben ütopyanın bir parçasıyım’.

Bunlar büyük anlatıların bittiğini ilan eden postmodern kurama karşı kendi kartezyen varoluşlarını açığa çıkartılar. 1990’lı yıllardan itibaren kendi siyah beyaz fotoğrafını duvarlara yapıştıran sanatçı daha sonra adını duyurmaya başladı; John Hamon kıvırcık saçları ve gözlükleriyle portresini sokaklara koydu. Bu aynı zamanda aristokratların portrelerine nazaran bilinmeyen ve yine şehir sosyolojisine ait bir kavram olarak ‘orta sınıf şehirli kimse’nin portresinin şehir duvarlarında yerleşmesi olduğu gibi, medyatikleşen popüler kültürün meşhurların portrelerine düşkünlüğüyle alakalı olarak da düşünebilinmektedir.

Tagcılar ve grafiticiler kendi ‘meşhuriyelerini’ ilan etmekteydiler. ‘Fame’ filmiyle gündeme gelen breakdans, dee jaying ve rap de bu sokak kültürünün ürünü olarak görsellik içinde kendilerine müzikal bir yer edindiler.

Burada ilginç olan görsellik ve müzik kültürünün yan yana olması ki, bu bizim gibi ülkelerde, bu, sadece müzikal olarak yer buldu ve de görsellik ancak bugünlerde daha görünür olmaya başlamakta; özellikle Asmalımescid ve Beyoğlu sokaklarında grafitiler ve taglara rastlamaktayız. Ama Kadıköy tarafında da Feneryolu’nun tren istasyonunun altında veya Dalyan-Bostancı sahil yolunda sokak sanatı yapan gençler dikkat çekmektedirler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rapkolik.forumn.biz
 
Sanat sokakta meydan okuyor, ‘ben varım’ diyor
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
RapKoLiK. :: Hip-Hop-Rap :: TÜRKÇE RAP-
Buraya geçin: